Haz 11

Yorumlarınıza bakılırsa hepiniz Flatout 2‘yi çok sevdiniz. Fakat size iyi bir haberim var, bu oyunu çok daha fazla seveceksiniz. PC için şu ana kadar yapılmış en iyi arcade/simulasyon karışımı oyun karşınızda GRID. Tüm yarış severleri kesinlikle tatmin edecek oyunun başından kalkamayabilirsiniz.

Yazıyı okurken demosunu indirmek isterseniz tıklayın(893Mb).

Komple oyunu indirmek için tıklayın(torrent programı gerekir, yasal olmayabilir).

Oyunu Steam üzerinden satın almak için tıklayın(39$).

Race Driver: GRID

Arcade ve Simülasyon… Yarış oyunlarının doğasından gelen bu iki ayrım, bu türde herhangi bir oyun çıktığında ilk bahsedilecek mevzulardan biridir. Yarış oyunları öncelikle sınıflandırılmalıdır; ne kadar gerçekçi ya da ne kadar eğlenceli oldukları konusunda dem vurulması gerekir. Aslında bu türün yapımcılarının belli bir “kitle” seçmek için onlarca haklı nedenleri var. Çünkü hem simülasyon severlere hem de arcade severlere hitap edebilecek bir yarış oyunu ortaya koymak her babayiğidin harcı değil. Ancak söz konusu yapımcı Codemasters ise yılların tecrübesi ile bize bir şeyleri işaret ediyor: GRID !

Codemasters yıllardır devam ettirdiği Race Driver serisi ile (TOCA / PRO) yarış tutkunlarının gönlünü her zaman çalmayı başardı. Ancak gerek Colin McRae serisi, gerekse TOC A serisi olsun açık bir şekilde simülasyon tarzını temsil ediyorlardı. Colin McRae: DiRT’te simülasyon üzerine ilk eser miktarda arcade tohumlarını serpiştiren firma GRID ile bunları biraz daha büyütmüş. Ancak hemen korkmayın, oyun ne NFS kadar arcade, ne de TOCA kadar simülasyon kokuyor. Codemasters GRID ile aradaki ince çizgiyi tutturmayı başaran bir “klasik” sunuyor bizlere.

UYARI: Araç içi kamerası adrenalin dozunu fevkalede artırabilir

Bu gerçekten bir DÜNYA

Oyunun DiRT benzeri üç boyutlu hazırlanmış menüsünden GRID WORLD’ü seçiyoruz, bir yarışçı olmak istediğimizi onaylayarak işe başlıyoruz. Bu hikaye kısmında gelen teklifler ile değişik disiplinde birkaç yarış kazanarak kendimizi ispat etmemiz gerekiyor. Hazır olarak sunulan araçlar ve verilen basit görevler ile kontrollere alıştırma amaçlı konulmuş bir nevi “tutorial” olarak nitelendirebiliriz bu bölümü. Ancak bu noktada bahsedilmesi gereken birkaç husus var. Oyun kutudan çıkan hali ile kontrollerine alışması biraz zaman alan bir arcade türü. Ve eğer siz fazlasıyla simülasyon seviyorsanız yarışa girilen son menüden araç destek birimlerini (Fren destek, Dönüş destek vs.)kapatmanız gerekiyor. Hatta eğer çelik gibi sinirlere sahipseniz Pro Mode’u aktif edebilirsiniz. Böylece yarışları restart edemeyecek, kendinizi paralayacaksınız. Yani oyunun ne kadar arcade, ne kadar simülasyon olacağı size kalmış. Unutmadan; NFS sever büyük kitlenin simülatik (!) ayarları kurcalamaması salık verilir. Sizler için oyun zaten fazlasıyla simülasyon.

Bu ilk yarışlarda verilen görevleri tamamladıktan sonra (ki yaklaşık 6-7 yarış yeterli. 1000′e yakın Reputation puanı elde etmemiz gerekiyor) gerçek GRID dünyası önümüze seriliyor; Avrupa, ABD ve Japonya olarak gruplandırılmış yaklaşık 50 turnuva, 42 araç, bonus olarak sezon sonlarında karşımıza çıkan oldukça uzun Le Mans yarışları ve daha niceleri. Takım özelliklerimizi ayarladıktan sonra gerçek bir yarışçı olmak için lastik yakmaya başlıyoruz. Avrupa kısmı genellikle tanıdık pistlerde yapılan GT-Touring disiplinindeki yarışları içeriyor. İstanbul Park, Nurburgring, Spa ve daha nicelerinde genellikle Avrupa menşeli araçlar ile yarışlara katılıyoruz. Bazen podyumu görebilmek için terlerken, bazen sadece kendi sınıfımızda (örneğin GTR2) lider olmamız gerekiyor. Oyunun ABD kısmı sokak yarışlarına odaklanmış. San Francisco, Detroit gibi eyaletlerin tozunu attırıyoruz (hatta demolition derby desem?). “Muscle Car” olarak tabir edilen güçlü ancak hantal klasik Amerikan araçları (Mustang, Viper) bu kısmın favorileri. Japonya yarışları ise genel olarak illegal ya da underground olarak tanımlayabileceğimiz yarışlara ev sahipliği yapıyor; drift ve NFS: Carbon’da karşımıza çıkan konvoy kovalamacaları (Pro Touge) gibi. Yine Japon klasikleri burada bizi taşıyor: Nissan 350Z ya da Subaru Impreza.

Garaj senin ikinci evin ama sen bir sürücüsün, modifiye senin işin değil

TOCA 3 ile farklı disiplindeki yarışları neredeyse abartarak bizlere sunan Race Driver, drift ve sokak yarışları gibi nicesini geniş yelpazesine ekleyerek olayı daha da abartmış. Üstelik yarışlar tek düze değil. Örneğin klasik bir GT turnuvasından sonra drift yapabilir ya da tek başınıza en iyi süre için BMW’nizin motorunu zorlayabilirsiniz. Ya da belki canınız Formula yapmak isteyebilir. Bunların hepsini içinde barındırması oyunun ulaştığı derinlik konusunda gerçekten “abartılmış” kelimesini karşılıyor.

Turnuvaları kazandıkça hem cebinizi dolduruyorsunuz hem de Reputation (Şöhret) puanlarınızı katlıyorsunuz. Şanınız yedi düvene yayıldıkça sponsorlardan gelen paralar artıkça artıyor. Burada sponsor sistemini biraz açmakta yarar var. Takım ayarları kısmından ulaşabileceğiniz menüde 7 adet sponsor slotu bulunuyor. Ve ilerleyen zamanlarda onlarcası içinden işinize en çok yarayacak 7 sponsoru seçmek zorunda kalıyorsunuz. Örneğin bazı sponsorlar aracınızı hiç hasar almadan finish’e ulaştırabilirseniz ekstra ücret ödüyorlar. Ancak böyle bir anlaşmayı sokak yarışları için kullanmak yersiz olacaktır çünkü hasar almadan yarışı tamamlamak neredeyse imkansız. Ama drift ya da kovalamaca yarışları için bu sponsoru slota yerleştirmek işimize yarayabilir. Kasamızı mantıklı bir şekilde doldurmak istiyorsak, yarışın türüne göre sponsorları ayarlamak yerinde bir davranış olacaktır.

Her yarış disiplini için, o disipline uygun araçları koleksiyonumuza ekmememiz gerekiyor. Gerek sponsorlardan kazanacağımız paraları, gerekse aldığımız dereceden gelen turnuva ödemelerini harcayabileceğimiz tek alan araç satın almak. Sıfır ya da ikinci el araç satın almak mümkün. Ebay Motors kısmından kullanılmış, daha önce birincilikleri olan ancak birkaç kez pelte çıkmış (!) (peki nasıl tamir etmişler?) araçları satın almak mümkün. Burada dikkat edilecek husus, fazla kaza geçirmiş araçların tercih edilmemesi gerekliliği. İkinci el araçların performans düşüklüklerine neden olması güzel düşünülmüş bir ayrıntı. Ancak sadece bir yarış için kullanacağımız aracı yeni almak bütçemize zarar vereceğinden ikinci el tercih etmek mantıklı olacaktır.


Oyunda araçları modifiye etmek, yeni parçalar eklemek mümkün değil. Genel olarak araca değil yarışlara, sürücüye yani size odaklanan GRID için söylenebilecek birkaç eksiklikten biri olmuş modifiye noksanlığı. Ama oyunun sunduğu geniş olanaklar karşısında bu eksiklik pek de önemli değil. Endişelenmeye lüzum yok.

KESTİK !! Bu virajı baştan alıyoruz…

GRID’in kontrollerine alıştıktan sonra alacağınız keyif katlanarak artacaktır. Özellikle farklı disiplin yarışlarını nasıl kazanmanız gerektiğini çözdükçe eğlenmeye başlayacaksınız. Ancak ne kadar ustalaşırsanız ustalaşın, herhangi bir dalgınlık, geç frenleme ya da diğer araçların tepkileri nedeniyle yarış dışı kalmanız mümkün. Üstelik bu durum -emin olun- oyun boyunca sıkça başınıza gelecektir. Ufak bir kaza neticesinde aracınızda oluşabilecek balans sorunu nedeni ile yaklaşık 15 dakikalık Le Mans yarışları boyunca aracınızı düz tutmaya çalışmak (Porsche biraz sağa mı çekiyor?) zorunda kalabilirsiniz. Bu ve bunun gibi ufacık hatalar sebebiyle koskoca turnuvaların yalan olmaması için Prince of Persia: Sands of Time benzeri bir “geri sarma” özelliği oyuna eklenmiş. Yarış türünde fazlasıyla yaratıcı olan bu sistem, gerçekten oynanabilirliği inanılmaz arttırmış. Çünkü sürekli restart çekerek aynı parkurları dolaşmak, son turda lider giderken basit bir hata nedeni ile yarış dışı kalmak gibi durumlar oyundan soğumak için yeterli olabilirdi. Yarış esnasında istediğiniz zaman menüyü açarak Instant Replay kısmından oyunu geri alabilir, F12 tuşuna basarak Flashback özelliğini -sadece 4 kez- kullanabilirsiniz. Eğer yarış dışı kalmanıza neden olabilecek ciddiyette bir kaza geçirmişseniz, zaten otomatik olarak sistem devreye girecektir.

Araç ve disiplin fazlalığı nedeni ile Flashback özelliğine rağmen, oyunun kontrollerine bir türlü ısınamayan oyuncular da olacaktır. Çok zor demek yerine birazcık konsantre olarak oynamak, haritanın sol alt köşesinde bulunan minicik ışığa dikkat ederek frenleme yapmak eminim koyu arcade fanatiklerinin bile oyunu sevmesini sağlayacaktır.

Nis 17

Bu film hakkında çok yazılabilir, çok çizilebilir. Ama söyleyeceğim herşey filmde mevcut, sizde en kısa zamanda izleyin diyorum. Dünyanın tüm tarihini, amerikanın bundaki rolünü 2 saat içinde anlatmaya çalışan çok başarılı bir belgesel kendisi.

Google Video’dan düşük çözünürlükte izlemek için:
http://video.google.com/videoplay?docid=-594683847743189197

Torrent ile Full Divx film indirmek için (tamamen yasaldır):
http://sector.yweb.sk/Zeitgeist.Final.Edition.DVDRip.XviD.torrent 

Divx filmin Türkçe altyazısını indirmek için:
http://www.divxplanet.com/sub/s/86368/Zeitgeist-The-Movie.html

gl2.jpg

Nis 17

Yok böyle birşey. Türkiye’de adam gibi bir hosting firması yok. İşim gereği sürekli Türk hosting firmalarıyla muhatabım, 10$ lık hostingde 400$’lık hosting de alsanız karşınızda yine binbir sorun, binbir karmaşa. Bu işi burada yapabilen yok arkadaşım. Yıllar önca yurt dışı hostinglere geçtim kişisel olarak, en memnun kaldığımda Dreamhost, evet Türkiyeden biraz yavaş ama kafanız rahat. Biri çıksa da şu Türkiye’de hosting işine el atsa. Sorsan milyon tane hosting firması var ama, gel gör ki işe yaramıyor..

Ara 25

visa_xp.jpg

Şurada yer alan habere göre, artık microsoft vista saçmalığına para verdiyseniz tekrar windows xp’ye geri dönmenizi sağlayacak cdleri ücretsiz veriyormuş. Tabi bunları alabilmek için vistanın yüksek bir sürümüne para bayılmış olmanız şartı aranıyor. Öyle ucuz vistalar için cd vermiyorlar. Vay microsoft’un eline düşene…

Bu arada iş yerinde kullandığım bilgisayar (vista ne yazıkki) durduk yere lisansını kabul etmemeye başladı. Yani lisanslıda alsanız lisanssızda alsanız çok fark eden bişey yok aynı saçmalığa devam…

Kas 24

Taşıma sistemine çok kısa bir bakış, aynı insan topluluğu araba, otobüs ve bisikletle yolda ne kadar alan kaplıyor..

tasima1.jpg

Kas 07

Bir arkadaşımın ödevi olması sebebiyle pythonda kısa bir sayısal loto programı hazırladım. Konsolda çalışan ve 6 adet sayı veren basit bir program.

Kaynak kodu loto.py dosyası olarak download edebilirsiniz. Python kodları .py uzantılı şekilde kaydedilir. Çalıştırmak için sistemde python kurulu olmalıdır. İnternetten py2exe programını indirerek, python kurulu olmayan bilgisayarlarda çalıştırmak üzere exe dosyaları hazırlanabilir. Fakat bu python’un mantelitesine ters bir durumdur. Python derlenmeden çalıştıralan bir dildir.

Bazı download adresleri

ActivePython

Orjinal Python

Py2Exe

Notepad++ ilede kodları inceleyebilir, fakat çalıştıramazsınız.

Linux altında python genelde kurulu olarak geldiğinden fazla birşey yüklemenize gerek kalmaz.

Kodların içinde açıklama (comment) olarak tüm satırları açıkladım. Çok kısa olduğundan hiç bilmeyen biri bile kolaylıkla anlayabilir, sormak istediklerinizi sorabilirsiniz.

İndir
Loto.py

Eki 13

oyuncak

gerçek bir erkek iki şey ister,
tehlike ve oyun.
bu yüzden kadını ister,
en tehlikeli oyuncağı olarak.

 

Friedrich Nietzsche

Ağu 19

Evet yine rezil oluyoruz. Youtube’daki bir videodan dolayı komple siteye erişim yasaklanmıştı. Şimdi aylık Türkiye’den aylık 12 milyon sayfa gösteren wordpress.com’daki belirsiz bir yazı yüzünden tüm site kapatıldı. Şuradaki yazıya da bakarak yabancıların bizi çine benzettiğini görebiliriz.

wordpress_telekom

Ağu 06

Her zaman insanların sitede neleri gördüklerini, neleri görmediklerini merak etmişimdir. Siz saatlerce uğraşıp bir menü tasarlarsınız ama onu belkide kimse kullanamıyordur, bunu bilemezsiniz.

ClickTale‘i bildirgeç‘te görünce bir denemek istedim. Daha öncede bu tip servisleri denemiş ama istediğim verimi alamamıştım. ClickTale ziyaretçilerinizin tüm mouse haraketlerini kaydediyor bir film olarak. Yani sanki bilgisayarda aynen oturmuş sayfanızı nasıl geziyorsa, siz de o şekilde görüyorsunuz. Ve isterseniz tüm ziyaretçilerin hareketlerini kaydediyor.

Her ziyaretçi farklı bir hikayedir, sloganıyla hareket ediyorlar. Eğer sizde izlemeye başlarsanız başından kalkamayacaksınız. Ben FotoPasaj.com üzerine verilen kodu ekledim ve her 10 ziyaretçiden 3 tanesini kaydetmesi için ayarladım. Böylece her kullanıcıyı izlediğinizde “ah ben bunu nasıl görmedim“, “haa demek böyle bakıyorlar“, “şunu kaldırsam daha iyi olacak” şeklinde kendi kendinizle konuşuyorsunuz. Film izlemekten bile daha sürükleyiciydi benim için ilk izlediklerim. Kesinlikle tavsiye ederim.

 Kayıt olurken size haber vereceğiz diyorlar, bana bir gün sonra mail geldi. Kayıt olurken ziyaretçi sayınızı az gösterin, benden tavsiye..

fotopasaj-fotograf-galerisi

Ağu 05

Blog Kazanı hergün takip ettiğimiz, bizi yeni bloglarla tanıştıran, blogcuların sorunları çözecek servisleri, haberleri veren, hem yeni olup hemde gönlümüzde klasikleşen bir site. Yine rss okuyucumdan blog kazanındaki yeni sitelere bir göz atıyordumki, derken birde baktım TekSoluk‘dan ve benden bahsediyor, mutlu oldum birden, kendilerine tanıtım için çok teşekkür ediyorum.

BlogKazani